Lesson 49:Adverbial clauses of time in Turkish: -dikten sonra, -dıktan sonra,/-diği zaman,-dığı zaman,-duğu zaman,-düğü zaman/-diğinde,-dığında-duğunda,-düğünde/ ince,ınca,unca,ünce/-meden önce,-madan önce/..ir ...mez,....ur ...maz,....ır ...maz,...ür....mez. Conversation: A visit to a friend


This lesson will focus on a series of Adverbial Clauses of time in Turkish.

It is a vast category of clauses.Many of them are interchangeable as they have the same meaning.

Before we go into more details, let's listen to this conversation and try to identify such clauses.

Because of the lenght of the passage, there wıll be no related script.
An accurate vocabulary will however be given.




VOCABULARY/SÖZLÜK

Kapı zili: door bell
Çalmak: (here)To ring
Kapı açıldı: The door was opened
Seni tekrar gormek ne güzel: How nice to see you again
Dondüğümde: When I returned
Daha önce: Earlier
Gelemediğim için: For not coming
Yetki: Authority
Yetkili: Person authorized
Sınava girmek: To take an exam
Çalışmaya başlamak: To begin studying, to begin to study
Özlemek: To miss (somebody, something)
Karnın aç olmak: To be hungry
Konuk olmak: To be guest
Uzun süreden beri: For a long time
O zamana kadar: Until then




                                                   GRAMMAR NOTES


Adverbial causes of time in Turkish are used to express the equivalent of " WHEN", "BEFORE" AS SOON AS" , "AFTER (+ verb in -ing form), " AS" and other similar adverbial expressions.
To better understand what we are talking about, look at the following examples.It would make the job easier for you.





BEFORE: -önce or -meden önce


I went out to play before I had dinner
Akşam yemeğini yemeden önce dışarıya oynamaya çıktım.

The sun had set in the west before we reached our destination.
Biz hedefimize varmadan önce güneş batıdan batmıştı.

We must go home before it gets dark.
Hava kararmadan önce eve gitmeliyiz.

We shall have had lunch by the time that the train gets to London.
Tren Londraya varmadan önce öğlen yemeğimizi yİyecektik.

My small brother had eaten all the pie before I got back.
Ben dönmeden önce küçük erkek kardeşim bütün böreği yemişti.

I will finish everything by the time my father comes home.
Babam eve gelmeden önce her şeyi bitireceğim.

The party will be over by the time we get there.
Biz oraya varmadan önce parti sona erecek.

By the time we got there, the meeting had already started.
Oraya varmadan önce toplantı başlamıştı bile.

If there is no verb in the sentence : -dan önce/-tan önce or -den önce/-ten önce is used:
Before May - Mayıstan önce
Before April - Nisandan önce
Before 5 o'clock - Saat beşten önce
Before 2 o'clock - Saat ikiden önce.


AFTER, AFTERWORDS - sonra or -diktan (-dikten) sonra

I turned the lights off after my sister went to bed - English Construction
Kız kardeşim yattıktan sonra ışıkları söndürdüm.

After the plane took off, we ate our lunch.
Uçak havalandıktan sonra öğle yemeğimizi yedik.

I am going to ask the teacher a question after the class is over.
Ders bittikten sonra öğretmene bir soru soracağım.

I will write to you after I leave Ankara.
Ankara'dan ayrıldıktan sonra sana mektup yazacağım.

They went to the theater after they had finished their work.
İşlerini bitirdikten sonra tiyatroya gittiler.
W
e went to Italy after the war broke out.
Savaş çıktıktan sonra İtalya'ya gittik.

AS SOON AS : -ir -mez, -ır -maz, -ur -maz, -ür -mez

We shall have tea as soon as my father comes home.
As soon as my father comes home we shall have tea.

Babam eve gelir gelmez çay içeceğiz.
They turned on the lights as soon as the film ended.

Film biter bitmez ışıkları açtılar.
We will come to see you as soon as the holidays start.

Tatil başlar başlamaz sizi görmeye geleceğiz.
As soon as Ayşe had finished her homework, she went out to play.

We shall go as soon as my father is ready.
Babam hazır olur olmaz gideceğiz.

As soon as you buy this novel, I will borrow it from you.
Sen bu romanı satın alır almaz onu senden ödünç alacağım


WHEN: -diği zaman (-diğinde), -dığı zaman (-dığında), -duğu zaman (-duğunda), -düğü zaman (-düğünde).
Now (that) you mention it, of course I do remember.Ondan bahsettiğiniz zaman, elbet hatırlıyorum.

When I got up, it was raining hard.Yataktan kalktığım zaman çok yağmur yağıyordu.


When: -ince,-ınca,-unca,-ünce

This contructions is similar to the previous, with a slight difference in th meaning that depens on the verb and the action described.

When the rain stopped we returned to our houses.Yağmur durunca evlerimize döndük


There are other forms of adverbial clauses of time.This will be the object of the next lesson!



No comments:

Post a Comment